'/>

Konusu Bir Miktar Para Olan Alacak ve Tazminat Talepleri Hakkındaki Ticari Davalarda Arabuluculuk Dava Şartıdır

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
ALTINCI HUKUK DAİRESİ

Esas : 2021/2170
Karar : 2021/1325
Tarih : 28.12.2021

MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle DSİ 6. Bölge Müdürlüğü tarafından 22/12/2014 tarihinde ihalesi taraflarına yapılan 4.720.923,00 TL ihale bedelli Hatay ili Merkez ilçesine bağlı Serinyol Beldesi ... Deresi ıslahı işinin ... RİSK sigortasının 02/03/2015 tarihinde yaptırılmış olduğunu ve işe 02/03/2015 tarihinde başlanıldığını, sözleşmeye istinaden tüm eksikliklerin giderildiğini, ancak ... ...nde görevli ilgililerin yapılan sözleşmeye, yapım işleri muayene ve kabul yönetmeliğine aykırı davrandığını belirterek 4735 sayılı kamu ihale sözleşmeleri kanununun 28. maddesinde belirtildiği üzere muayene ve kabul komisyonlarının başkan ve üyelerinin, yapı denetim görevlileri ve ihtiyacın karşılanma sürecindeki her aşamada görev alan diğer ilgilerin görevlerini kanuni gereklere uygun veya tarafsızlıkla yapmadıklarını,
taraflardan birinin zararına yol açacak ihmalde veya kusurlu hareketlerde bulundukları dikkate alınarak fiillerinden ötürü yüklenici şirketleri aleyhine işlem yapmak suretiyle yüklenici firmanın zarar ve ziyatına sebebiyet verdiklerini belirterek, anılan sözleşme, yönetmelik ve kanun hükümleri dikkate alınarak zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu uyuşmazlığın Kamu İhale Kanununa göre yapılmış olan bir sözleşmeden kaynaklandığını, mutlak ticari dava olmadığını, DSİ Genel Müdürlüğü'nün ticari işletme sıfatı da bulunmadığından dava konusunun ticari iş niteliğinin de bulunmadığını, davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, ayrıca 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartının da bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesinin "Dava tarihi olan 16/06/2020 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesine göre, tazminat davası açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği, yasal düzenleme dikkate alındığında söz konusu dava şartının noksanlığı sonradan giderilebilecek nitelikte olmadığı, davacı tarafça arabuluculuk kurumuna başvurulmaksızın doğrudan doğruya mahkememizde eldeki tazminat davasının açıldığı, bu itibarla eldeki davada dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 115/1. ve 114/2.maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi hükümleri gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince dava şartı noksanlığından usulden reddine ", şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili 27/10/2021 tarihli istinaf dilekçesinde;

Müvekkilinin avukat yardımı olmadan huzurdaki davayı 16.06.2020 tarihinde ikame etmiş olup, dosyada dilekçe teatileri tamamlanmadan bu eksiklik fark edilince taraflarınca hemen 21.01.2021 tarihinde arabulucuya başvurulmuş ve ... dosya numarası ile arabuluculuk dosyası açılmış olup, 16.02.2021 tarihinde anlaşmama tutanağının düzenlendiğini, Mahkemenin, 01.07.2021 tarihli duruşmada, onaylanmış arabulucu son tutanağını mahkemeye sunmaları için 1 haftalık kesin süre verdiğini, ara kararın taraflarınca 06.07.2021 tarihli beyan dilekçesi ile yerine getirilmiş ve arabulucu tutanağının dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, dosyada arabulucu tutanağı bulunmasına rağmen dava şartı eksikliğinden dolayı davanın usulden reddine ilişkin mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır.

Somut olayda, davacı şirket, davalı ... tarafından 22/12/2014 tarihinde ihalesi taraflarına yapılan 4.720.923,00 TL ihale bedelli Hatay ili Merkez ilçesine bağlı Serinyol Beldesi ... Deresi ıslahı işi sözleşmesi kapsamında, davalı taraf çalışanlarının haksız işlemleri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tazminin talep etmiştir.

"Somut olayda; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Davacı şirketin uyuşmazlık konusu protokolde tanımlanın işleri ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık davalı ... uyuşmazlık konusu protokolü ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil, kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirmiştir.

Yapılan açıklamalara göre, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu durumda, mahkemece davanın esasının incelenmesi gerekirken göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir."( 03/03/2015 tarih, 2015/655 Esas-2015/1114 Karar)

Dava konusu olayda davacı şirketin uyuşmazlık konusu işi ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamakla birlikte, davalı ... (DSİ Genel Müdürlüğü) sözleşmeyi ticari işletmesiyle ilgili olarak değil, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirmiştir. Yapılan sözleşmenin niteliği dikkate alındığında TTK'ye göre mutlak ticari davalardan da değildir. Davanın niteliği ticari dava olmayıp 6102 sayılı kanunun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartının iş bu dava yönünden uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu yönüyle ilk derece mahkemesince, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davaya devam edilerek arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması yerinde değildir.

Sonuç itibariyle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Kabulüne,
2-HMK 353/1-a-4 Maddesi gereğince Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... tarih ve ... Esas .... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL istinaf karar harcının talep halinde yerel mahkemece davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yatırılan 162,10- TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDINA,
6-Davacı tarafından yatırılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 75,60-TL posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-Kararın 6100 sayılı HMK'nun 359/4.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince, TARAFLARA TEBLİĞİNE,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

https://www.cankayaarabuluculuk.com/bilgi-bankasi/kararlar/konusu-bir-miktar-para-olan-alacak-ve-tazminat-talepleri-hakkindaki-ticari-davalarda-arabuluculuk-dava-sartidir

DİĞER YAZILAR

  • Arabulucunun arabuluculuk toplantısına yaptığı daveti usulüne uygun yerine getirmemiş olması usulden ret sebebi olamaz
    • 02.12.2022
    • Yargıtay 9.Hukuk Dairesi

    Arabulucunun taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden arabuluculuk faaliyetini sonlandırması halinde dahi arabuluculuk dava şartı gerçekleşmiş sayılır.

    Devamını oku
  • Kambiyo Senedine Dayalı Açılan Menfi Tespit Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı Değildir
    • 24.05.2022
    • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

    Dava, bonoya dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. Ancak menfi tespit davaları sonunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilememektedir. Bu sebeple ticari davalarda arabuluculuğa başvurma şartı, menfi tespit davalarını kapsamamaktadır.

    Devamını oku
  • Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinden Kaynaklı Alacak Arabuluculuk Son Tutanağı ile Temerrüde Sebep Olur
    • 18.05.2022
    • Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi

    Somut olayda, sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinden kaynaklı işçi alacağının mevcut olması sebebiyle iş mahkemeleri açısından dava şartı arabuluculuğa başvurulmuştur.Arabuluculuk ile bir anlaşmaya varılamamış ve uyuşmazlık mahkemeye taşınmıştır.Mahkeme, son tutanak ile işverenin temerrüde düştüğünü kabul ederek borcun ve faizin hesaplanmasını sağlamaktadır.

    Devamını oku
  • Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/A maddesi ile Getirilen Dava Şartı Arabuluculuk Düzenlemeden Sonraki Uyuşmazlıklar İçin Uygulanır
    • 09.05.2022
    • Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi

    Somut olayda, tüketici kredisi kullanan alacaklının kartel faizlere karşı açtığı tazminat davasının dava şartı arabuluculuğa tabii olup olmadığu uyuşmazlık konusu olmuştur ancak bu husus ticari bir alacak değildir. Tüketici mahkemesi için arabuluculuk şartının getirilmesinden önce açılan bir dava olduğundan dava şartı arabuluculuğa başvuru zorunlu değildir.

    Devamını oku
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et